Thursday, June 03, 2010
Wednesday, June 02, 2010
Sunday, May 30, 2010
Tuesday, May 18, 2010
Iphone uygulamalarının en güzeli
iGorilla uygulamasıyla, Virunga ulusal parkı'ndaki goril aileleri izlenebiliyormuş. Bir goril ailesi seçip onların hayatlarını video ya da fotoğraflarla takip etmek mümkünmüş. Ama daha güzeli, uygulama için ödenen 4 doların çoğu da parka gidiyormuş. Bu harika uygulamayı yapanların ellerinden öpesim geliyor.
Dağ gorilleri sosyal, genelde çok sakin, kendi hallerinde harika primatlar. Sayıları giderek azalıyor (700 küsur tane kalmışlar). Biliyoruz ki bir çok hayvanın soyu tükeniyor. İyi ki buna engel olmaya çalışan insanlar var. Biz onlardan biri olmak zorunda değiliz ama yardım edebiliriz. Artık teknoloji sayesinde yardım fırsatları ayağımıza geliyor. Daha ne olsun?
Labels:
animal,
environment,
goril,
gorilla,
iphone,
technology
Friday, May 14, 2010
Alfred Hitchcock Vertigo'su
Vertigosu olan sadece Scottie'ydi ama, asıl filmin kendisi bir bütün olarak -tek kelimeyle- "dönüyordu". Judy'nin sırrını öğrendiğimiz andan itibaren bir anda nasıl her şey onun da hikayesi oluverdi? Başrol ne zaman değişti? Bir aşk nasıl bu kadar imkansız oldu?
Tuesday, May 11, 2010
The birds do it and the bees do it...
70'leri, soul'u ve yaz mevsimini sevmemden kaynaklanan bir sempati besliyorum bu şarkıya. Keşke adidas reklamından önce de biliyor olsaydım:
...
I wanna know why can't there be love
Because the birds do it and the bees do it ...
Tuesday, April 13, 2010
Yunuslar ve Gösteri Merkezleri
Yunuslar doğal yaşam alanlarında bir gün içinde 10larca deniz mili yüzen, dalgalarla ve birbirleriyle yarışan oldukça sosyal memeliler. Birbirleriyle iletişimlerini ve taze balık bulmalarını sahip oldukları biyolojik sonar sistemleriyle sağlıyorlar. Sizi suda gördüklerinde sadece sizi değil, kalbinizi, kalbinizin atışını, hamileyseniz içinizdeki bebeği görüyorlar. Sesler ve aynı zamanda da sessizliğin kendisi hayati onlar için.
Gösteri merkezlerinde daracık havuzlarda, ölü balıkla "ödüllendirildikleri" bir hayat yaşıyorlar. Denizin sesini dinlemeleri gerekirken korkunç alkışlar ve çocuk sesleriyle bir nevi kör, dilsiz, sağır kalıyorlar. Gösteri merkezlerinin arkasındaki balık depolarında, yiyecekleri balıkların içine ağrı kesiciler ve mide ilaçları sıkıştırılıyor. Çok kısa zamanda ülser oluyorlar stresten çünkü. Zaten özgür türdaşlarından çok daha kısa oluyor hayatları. Solunum sistemleri bizimkisi gibi otonom olmadığından nefes almaktan vazgeçebiliyorlar. Hayatlarında kontrol edebildikleri tek ve son şeyden vazgeçiyorlar.*
Türkiye'de bir çok yunus gösteri merkezi açılıyor. Avrupa'da tepkiler sebebiyle rağbet azalmaya başlamışken bizde yasalarla korunan bir standart olmadığından batıdakinden de beter koşullarda yaşıyor olma olasılıkları çok yüksek yeni merkezler açılıyor. Aşağıda konuyla ilgili karşıma ilk çıkanlar şunlardı:
"Son derece hızlı ve uzun mesafe yüzebilen yunusların vücut sistemlerinin çalışması için havuzda ortalama 2500 tur atması gerekiyor."
En sondaki sitede şöyle yazıyordu:
"İlk gösterilerini açılış töreninde gerçekleştirilen yunuslar ziyaretçilerin alkışlarıyla daha da neşeleniyor." Cümle hem dilbilgisi olarak hem bilgi olarak yanlış, gerçekten ironik.
Lütfen bu gösteri merkezlerine gitmeyin.
* İlgilenenlere The Cove belgeselini izlemelerini öneririm, bilgiler oradan. O belgeselden ayrıca bahsetmek istiyorum sonra.
Tuesday, April 06, 2010
LIFE
BBC yine inanılmaz şeyler yapmış. Ara ara bbc earth news'den bazı bölümlerini izleyip heyecanlanıyordum. Ama bu trailer beni delirtti...
Sunday, April 04, 2010
Conan O'brien
Televizyonu ne zaman açsam Jay Leno'yu görüyorum, üzülüyorum. Conan O'brien'ın son The Tonight Show'daki halini hatırlıyorum. Resmen üzgündü adam. Conan O'brien'ı özlüyorum...
Subscribe to:
Posts (Atom)








