Kendimi ifade ve eşya ile münasebetimi tayin ve kainattaki yerimi tespit gibi hususlar...*

Monday, January 11, 2010

Bashir'le Vals

House M.D. son sezonunda. Bitmesine yakın bir arayış içine girmiştim, onun gibi yıllarca bırakmayacağım bir dizi bulsam diye. Sonra dizi aramamın gereksiz olduğunu farkettim, çünkü film izlemek varken neden böyle fani bir arayış içindeyim ki diye düşündüm. Ömür biter, film bitmez. Hem de aralarında henüz izlemediğim yüzlerce  harika film olduğunu düşündükçe iyice heyecanlandım. Bir  engel çıkmadığı sürece, her hafta en az bir film izleyeceğim. Beğendiklerimi de burada afişe edeceğim. Roger Ebert'in tavsiyelerinden ikisiyle başladım bu hafta, ama sadece biri burada anlatılmaya hak kazandı. Film, Ebert'in 2009'un en iyi animasyon filmleri listesindeydi, görüp afişine kapıldım. Filmi buldum, izledim ve filmden tam manasıyla dayak yemiş gibi çıktım.



Lübnan iç savaşında İsrail ordusunda görev yapmış ve artık yaşlanmış bir yönetmenin bilinç altına atıp unuttuğu geçmişini arayışını izliyoruz. Film, savaştan bir haber genç bir insana üniforma giydirip savaşmasını söylediğinizde, o gencin dünyayı nasıl gördüğünü anlatıyor başından sonuna kadar. Ama film bir belgesel. Röportajlar giriyor araya. Gerçekler anlatılıyor, gerçekten yaşayan muhabirler, askerler ve siviller tarafından. Sonunda, filmi iyi ki animasyon yapmışlar, gerçek başka türlü anlatılamazdı diyorsunuz. Gerçeklerden nefret ediyorsunuz, savaştan ve insanın insana yapabildiklerinden tiksinerek.

5 comments:

Ahmet C. Toker said...

o son sahne yok mu o son sahne. dusununce hala aglayasim geliyor...

e. pınar said...

Nasil anlatasim geliyor o son sahneyi ama izlemek isteyen insana cok buyuk terbiyesizlik diye susuyorum.

dörtmevsim said...

zihnimizin sinsi duvarlarinda savrulan tarihselligimizi an be an yeniden gozden gecirmemiz geregini iliklerimize isleten film... bunu ne kadar basarabiliriz o da yazik ki insan dogasinin zaaflarina ve zayifligina isaret ediyor.

AHMET said...

film hakkında iki tane naçizane tespitim, film israil desteğiyle yapılmış ve bende yer yer "timsah gözyaşları" hissi bıraktı. sanki kendi vicdanlarını aklamaya çalışıyorlar. (teknik olarak kült olabilir o ayrı)

diger yandan, israilin neden bu kadar paronayak oldugunu cok iyi anlatiyor. oyle bir ülke düşünki herkes en az 3 sene silah tutmuş operasyon yapmış belki adam yaralamış/öldürmüş. halk komple rambo/cevher travması travması yaşıyor. ondan sonra tüm israil politikası çok rahat anlaşılıyor, sağcıları seçmesi, şimdiki zirzop dışişleri bakanı falan...

son olarak tarak kemiği dediğin nedir ki!

e. pınar said...

Yonetmen kendi vicdanini aklamaya calisiyor olabilir. "Genctim, tahmin edemedim, her sey oyun gibiydi" yi goruyoruz filmde . Ama israil ordusunu, hukumeti aklamaya calisiyor diyemeyiz bence, cunku film her seyi bildiklerini gosteriyor. Film bir aklama olsaydi oyle bir final yapilir miydi diye de kendime soruyorum.

ikinci tespitine katiliyor, dans tutkunun bir tarak kemigi kazasiyla sarsilmayacagini umuyorum.